SESLER VE SİSLER ARDINDA AYDER-,FIRTINA VADİSİ

Gürültü kelimesi, trafiği yoğun şehirlerde araba sesini tarif etmede kullanılır. Şehirden biraz uzaklaşıp yeşili ve suyu bol tabiatla iç içe kaldığınızda bu kelime yerini gürül gürül akan dere ve su sesine bırakır. Su gürültüsü demeyiz de su sesi deriz.

SESLER VE SİSLER ARDINDA AYDER-,FIRTINA VADİSİ
SESLER VE SİSLER ARDINDA AYDER-,FIRTINA VADİSİ Neco Yarıcı
Advert

Gürültü kelimesi, trafiği yoğun şehirlerde araba sesini tarif etmede kullanılır. Şehirden biraz uzaklaşıp yeşili ve suyu bol tabiatla iç içe kaldığınızda bu kelime yerini gürül gürül akan dere ve su sesine bırakır. Su gürültüsü demeyiz de su sesi deriz. Egzoz ve asfalt kokan yollardan çıktıkça kulağınız başka seslerle tanışmaya teşnedir.

 

Rize Artvin yolu sahil boyunca uzanırken Ayder’e çıkmak biraz meşakkatlidir. Çamlıhemşin’e gitmek için Ardeşen’den geçmeniz gerekir. Sahil yolundan Fırtına Deresi ve Vadisine kıvrıldığınızda gözünüz sisli bir hava, kulağınız ise gürül gürül akan su sesi ile şenlenir. Yeşilliğin toprağı bir deniz gibi örttüğü Doğu Karadeniz coğrafyasında dar yollar ve yüksek dağlar uzanır gider.


Ardı şen hem şen

Coğrafyanın dağlık; lakin yeşile büründüğü Çamlıhemşin; Ayder Yaylası ve Kaçkar Dağları Milli Parkı ile dünyaya nam salmış. Daha önce adı Çamlıca olan belde 1960’ta “eski Trabzon ”da denilen Hemşin den ayrılarak ilçe olmuş. Ardeşen’den Çamlıhemşin’e su sesleri refakatinde çıkarken bu isimlerin nereden geldiğine dair bir hikayeye kulak veriyoruz.

Ladin ve kayın ormanları ile kaplı coğrafyada hayat, bir zamanlar odunculuk, ahşapçılık, kerestecilik ile geçerdi. Çoğu zaman sırtta taşınan odunlar, arazinin daha az meyilli olduğu yerde hayvanlar ile taşınırdı. Bu orman mahsullerini taşımada akan derelerin kuvvetinden istifade edilirdi. Neredeyse geniş bir yol yapmak imkânsızdı.

İstanbul’dan sonra Fatih Sultan Mehmet Han, 1461’de Trabzon’u fetheder. İkinci Beyazid Han’dan sonra hükümdar olan Yavuz Selim Han şehzadeliğini bu topraklarda geçirir. Devlet tecrübesi kazanmak için Doğu Karadeniz sahillerini gezmeye çıkar. Fırtına Deresi’nde işlenmiş ağaç kütüklerini görür ve “ardı şen” olmalı der. Bu ağaç kütüklerinin nereden geldiğini merak eder. Bölgeye öncü keşif kuvveti gönderir. Keşif kuvveti bu yeri anlatmak için “hem de şen” demişlerdir. Ardeşen ve Hemşin isminin böyle konulduğu rivayetle muhtemeldir. Çamlıhemşin, Çarlık Rusya’sının işgaline maruz kalmış; ancak sahilden uzaklığı ve yüksek dağların savunma imkanı sağlaması işgalin ömrünü kısaltmış.

Sislerin sebebi ‘Fırtına’

Ayder’e varmak için Fırtına Deresi’ni takip etmek yetiyor. Yollar, kendine mahsus Rize evleri, rafting botları, tarihi köprüler, alabalık tesisleri hep bu dereye göre şekillenmiş.

Sahilin hemen yanı başından aniden beliren ve içeriye girdikçe yükselen dağlar gözünüzü korkutmasın. Arazinin meyilli olması yer yer şelaleler oluşturmuş. Yol kenarında durup kayadan çıkan kaynak suyunu kana kana içip hayretinizi yatıştırabilirsiniz. Dere boyunca oluşan yaylalara çıktıkça çoğalan sis tabakası hep dikkatinizi çekecektir. Sebebini adı gibi akan Fırtına Deresi’nin coşkusuna atfedebiliriz.

Fırtına Deresi yaklaşık 70 km bir su yolculuğunun nihayetinde Pazar ve Ardeşen sınırından Karadeniz’e dökülür. Kaçkar ve Verçenik Vadilerinden gelen Elevit Deresi, Palovit Deresi ve Ayder Deresi ile birleşir Fırtına Deresi adını alır. Kaynak kısmı yüksekliği 4000 metreye varan Kaçkar Dağları silsilesine dayanır. Arazinin meyilli olması sebebi ile dereler 3000 metre rakımdan 0 rakıma düşerken vadiler boyunca soğuk bir hava taşır. Soğuk ve hızla akan bu hava, vadi boyunca denizden gelen sıcak havaya temas ettiğinden derenin üzerinde sis neredeyse hiç eksik olmaz.

Sisler önündeki evler

Çamlıhemşin’den çıkıp Ayder’e vardığınızda dikkatinizi fotoğraf ve görüntülerde sıkça gördüğünüz çoğu zaman sis, kışları kar, yazları yeşil önünde duran evler çekecektir. Eskiden bu evler yaylaya çıkmak için yapılırdı. Yaylaya çıkış vakti, köylere göre değişse de, genelde Mayıs sonu, haziran başı olur ki buna yaz göçü denirdi. Kalabalık bir halde çıkılan yaylaya köç etmek, göçenlere de köççüler denirdi. Köççüler yaylaya sadece gezmek maksadı ile gelir, yerleşmezlerdi.

Düz bir zemin bulmak imkansız olunca, meyilli arazi uzun uğraş sonucu düzlenirdi. Aklınıza gelebilir “Ev yapacak hiç mi düz bir yer bulunmaz?” Evet, bazen bir insanın bile çıkmakta zorlandığı yamaçlar coğrafyaya mahsus bir ev şekli ve duruşunu ortaya çıkardı. Emek ve meşakkatle yapılan evlere malzemeler çoğu zaman insan sırtında, bazen azami 70-80 kg yük taşıyabilen el yapımı teleferik ile nakledildi.

Evler ahşaptan veya taşla karışık ahşaptan yapılırdı. Ahşap evler ormanın çok olduğu yerlerde görülür. Evin alt katı ahır şeklinde planlanır, ısınmayı büyük ölçüde kolaylaştırır. Evin üst katı tek ya da iki bölmeli. iki bölmelilerde, bir bölüm mutfak ve kiler, diğer bölüm oturma ve yatma yeridir. Tek bölmeliler de hepsi bir aradadır.

Günümüzde ise bu evler yerini yayla turizmine bırakmış. Kaplıcaları, alabalık tesisleri, otelleri bu ahşap mimarisini taşımaya çalışmaktadır. Ormanın bir örtü gibi toprağı kapladığı bu yere de ahşaptan başka bir mimari tarz yakışmaz elbette. Yaylacılık, tandır, tulum, kadınlarda şal ve kuşak bağlama, erkeklerde körüklü şalvar-zıpka, hoşmer adlı yayla göçer yemeği Ayder’de gözünüze takılacaktır. Sis ve sesler ardında bol oksijenli havayı teneffüs ettiğinizde, tebdili mekândan ferahlık vardır, cümlesini içinizden mırıldanabilirsiniz. Dahası yazın güneşin altında yanmak yerine bu harika manzara ve havanın tadını çıkarabilir, gözünüzü bu yeşillik ile dinlendirmek isteyebilirsiniz.

İNSANVEHAYAT.COM

AYDER.FIRTINA VADİSİ AYDER FIRTINA VADİSİ KAÇKAR AYDER YAYLASI FIRITNA DERESİ
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
 PATİKAA.COM 5 YAŞINDA
PATİKAA.COM 5 YAŞINDA
AYHAN ALPTEKİN 12.ALBÜMÜNÜ ÇIKARACAK
AYHAN ALPTEKİN 12.ALBÜMÜNÜ ÇIKARACAK