GÜNEBAKIŞ GAZETESİ YAZARI "MUTTAFİ" KÖYÜNÜ KALEMİNE ALDI

Trabzon Günebakış Gazetesi yazarlarından Ardeşen eniştesi Bahaettin Kabahasanoğlu bu haftaki yazısında "MUTTAFİ" yani Ardeşen ilçesine bağlı Gündoğan Köyünü kalemine aldı.

GÜNEBAKIŞ GAZETESİ YAZARI
GÜNEBAKIŞ GAZETESİ YAZARI
Advert

Bahaettin Kabahasanoğlu

Bahaettin Kabahasanoğlu

Eski köye ‘eski kanun’… Yol yapılsa, elektrik çekilse, telefon… Dünya ayağımıza gelse… Fakat keşke tarihi evler yerle bir edilmese…

Büyülü eller değse…

Tam da yüzyıl öncesi gibi…

O kapılara dokunanları beklercesine…

Bahçelerinde koşturanları…

Pencerelerinden bakanları…

Ocak ateşinde yananları…

Sofra kurup kaldıranları…

Gelenleri karşılayanları, gidenleri uğurlayanları…

*** Eski evler böyledir işte…

Siz sadece viran olmaktan kurtarmazsınız onu. O, ölüm uykusundan uyandırılmıştır artık. Hatıralar oralarda bir yerdedir, tiyatro sahnesinin perdesine sinmiş acı ve gözyaşı gibi… Sevinçler, şen kahkahalar, mutluluklar, umutlar gibi…

*** Muttafi…

Rize Ardeşen’e bağlı Gündoğan’ın eski adı. Sahile altı kilometre mesafede, çay bahçeleri içinde cennetten bir köşe… Fatma ve Namık Kemal’in birlikte yazdığı bir başarı hikayesi… Kalın duvarları sayesinde yazları serin tutan, kışları ise sıcacık, dede yadigarı evleri viran haldedir ve hemen herkes aynı şeyi söylemektedir. “Yık gitsin.” Bu kadar kolay işte. Onca emekle alt alta, yan yana getirilen taşlar tahtalar… Nasıl da bir anda toza toprağa karışsın, koparılıp atılsın? Hele şimdi adeta bir canavara dönüşen makinelerle daha kolay. Çelik pençesiyle bir dokunsun yeterli… Eskiye ait ne varsa… Tüm yaşanmışlıklar “hooppp” dipsiz kuyuya…

*** Birinci Dünya Savaşı yılları... Dede Nurettin askere çağrılır ama inşaatına yeni başladığı evini de bitirmeye çalışmaktadır. “Ha bugün ha yarın, bitti bitecek” derken Muttafi’deki köy evi tamamdır ve “hadi bana eyvallah” diyerek kışlanın yolunu tutar. Kışla dediysek, Sarıkamış’tır ve gidenlerin dönmediği cephelerden biridir. Ve bekledikleri gibi olur yani hiç beklemedikleri… 22 Mart 1914’te şehit düşer Dede Nurettin.

*** Aradan tamı tamına yüzyıl geçiyor. İş güç derken el ayak çekiliyor ve Şehit Nurettin’in aziz hatırası ayakta durmakta zorlanıyor. Çatısı akıtan bina, içinde oturulamayacak haldedir. Samsun’da yaşayan ve çay zamanı memlekete gelip giden Namık Kemal için karar anı gibi bir şeydir yaşanan… Pek çokları gibi yapamazlar.  Ne elleri varır yıkmaya ne de dilleri… Hem, bir şehit evidir yaşadıkları… “Çatıdan başlayalım” derler. Fatma Hanım, bir inşaat ustasının kızıdır ve bu işlerden anlamaktadır. Tam bir Karadeniz Kadını… Eşi Namık Kemal’le birlikte çatıya çıkar ve gördüklerine inanamaz. Muazzam bir çatı işçiliği vardır ve evi yıkmadıklarına çok sevinirler. Karı koca kolları sıvarlar ve “gitti gidiyor” dedikleri viraneyi adeta hayata döndürürler.

*** Karadeniz’de ya da bir başka bölgemizde… “Eskiye rağbet olsaydı Bit Pazarı’na nur yağardı” diye önyargımız da tamam olunca... Ruhu olan, hikâye barındıran evlerden eser yok şimdi… Sanki bir rüzgâr esmiş, silmiş süpürmüş hepsini… Beton yığınına dönmüş her şey…

*** Namık Kemal Kuleci… Belki de Vatan Şairi’nin adını verdiklerinden daha bir duyarlı öz kültürüne… Sarıkamış’ta ve Çanakkale’de şehit düşen dedelerinin hikayeleriyle büyümüş olacak ki heyecanını hiç kaybetmemiş. Çocuklarına vasiyet etmiş, onların da çocuklarına vasiyet etmelerini istemiş. “Bu eve kimse dokunmayacak. Yeni ev yapacak olanlar da yanından yakınından uzak duracak.” Eski evleri olanlara da söyleyecekleri var: “Evinizi asla yıkmayın. Aslına uygun onarmaya çalışın. Şimdi bana on katlı bina verseler, tarihi evimizi vermem. Her şey para değil, bunu zaman geçince, dedenizi babanızı düşününce daha iyi anlıyorsunuz.” Anlaşılan ‘yazın yanan, kışın donan’ evler hiç mutlu etmemiş Namık Kemal Kuleci’yi… Beton evlerde üzerine çöken ağırlığa karşılık ahşap taş karışımı evde yeniden doğduğunu anlatmaya çalışıyor.

*** “Bir isteğiniz olacak mı?” “Yalnızca çevre düzenlemesi olsun isterim.” Halinden memnun tavrı devam ediyor. Rize Belediyesi ya da Rize İl Özel İdaresi’nin desteğiyle bunu yapabileceğine inanıyor.

*** Rize Ardeşen’deki Kavasoğlu Konağı’nda… “Muttafi’yi duydunuz mu?” diye sorduklarında… “Muttafi?” dediğim an başladı bizim köşe yazısı… Bu hep böyle olur, Arşimet gibi hissederiz kendimizi. “Buldum buldum” dercesine sözler geçer içimizden.

Teşekkürler

Birsen Güven…

Teşekkürler Fatma ve Namık Kemal Kuleci…

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ZERDAVA
ZERDAVA "LAZ KÖPEĞİ" DEVLETİN EMRİNDE
CANAN KARATAY
CANAN KARATAY "ÇAYI ŞEKERSİZ İÇİN"